31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun ile yasal faiz sisteminde önemli bir değişiklik yapılmıştır. Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1. maddesinde yer alan sabit oran yaklaşımı terk edilmiş, faiz ödenmesi gereken ancak miktarı sözleşmeyle belirlenmemiş borçlarda uygulanacak yıllık oran Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranına bağlanmıştır. Yeni sistemde yasal faiz oranı ekonomik koşullara göre değişebilecek, belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde aynı yılın ikinci yarısında farklı bir oran uygulanabilecektir. Bu nedenle uzun süreli alacaklarda faiz hesabının tek bir oran üzerinden yapılması her zaman mümkün olmayacaktır.
Değişikliğin arkasında Anayasa Mahkemesinin 22 Temmuz 2025 tarihli ve E. 2024/24, K. 2025/164 sayılı iptal kararı bulunmaktadır. Mahkeme, borcun geç ödenmesi hâlinde faiz uygulanmasına rağmen paranın uğradığı değer kaybını telafi edecek etkili bir mekanizma bulunmamasını, sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri yönünden mülkiyet hakkıyla bağdaşmaz bulmuştur. Yeni düzenleme, yasal faiz oranını piyasa koşullarına daha yakın bir göstergeye bağlayarak alacaklı ile borçlu arasında güncel bir denge kurmayı amaçlamaktadır. Bu yazıda önceki sistem, yeni oranın hesaplanması, düzenlemenin kapsamı ve faiz hesabında ortaya çıkabilecek uygulama sorunları incelenecektir.
Sabit Yasal Faiz Sistemi Neden Değişti?
Değişiklikten önce 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesi, faiz ödenmesi gereken ancak oranı sözleşmeyle belirlenmemiş borçlarda sabit yasal faiz uygulanmasını öngörüyordu. Bu yapı, faiz oranının ekonomik gelişmelere ve paranın satın alma gücündeki değişime kendiliğinden uyarlanmasını sağlayan bir hesaplama mekanizması içermiyordu. Özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde borcun geç ödenmesi hâlinde işletilen faiz, alacağın gerçek değer kaybını karşılamayabiliyordu. Böylece borçlu gecikmenin ekonomik sonuçlarından sınırlı ölçüde etkilenirken alacaklı, alacağını tahsil etmesine rağmen parasal açıdan tam olarak aynı konuma dönemeyebiliyordu.
Anayasa Mahkemesi, 22 Temmuz 2025 tarihli ve E. 2024/24, K. 2025/164 sayılı kararıyla 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesini sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri yönünden iptal etmiştir. Mahkeme, belirli bir faiz ödenmesinin tek başına yeterli olmadığını; paranın değerindeki aşınmayı telafi eden bir mekanizma ile alacağın değer kaybını önleyebilecek etkili bir hukuki yol bulunmamasının mülkiyet hakkını ihlal ettiğini değerlendirmiştir. İptal kararının 1 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülmüş, kanun koyucu ise bu tarihten önce yeni sistemi kabul ederek ortaya çıkabilecek hukuki boşluğu gidermiştir. Reeskont oranına dayanan değişken modelle, yasal faizin ekonomik koşullara daha hızlı uyum sağlaması ve alacaklı ile borçlunun menfaatleri arasında daha güncel bir denge kurulması amaçlanmaktadır.
Yeni Yasal Faiz Nasıl Hesaplanacak?
Yeni düzenlemeye göre yıllık yasal faiz oranı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden belirlenecektir. Bu hesaplama, her takvim yılının başında esas alınacak yasal faiz oranını ekonomik koşullara bağlı hâle getirmektedir. Tarafların faiz oranını sözleşmeyle kararlaştırmadığı ve kanunen faiz ödenmesi gereken borç ilişkilerinde, sabit bir oran yerine bu yöntemle bulunan oran uygulanacaktır. Hesaplama yapılırken reeskont oranının tamamı değil, yüzde seksenine karşılık gelen yıllık oran esas alınmalıdır.
Kanun, ekonomik koşulların yıl içinde önemli ölçüde değişmesi ihtimalini de dikkate almıştır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının 30 Haziran günü uyguladığı reeskont oranı, önceki yılın 31 Aralık günündeki orandan beş puan veya daha fazla farklıysa, yılın ikinci yarısında 30 Haziran tarihindeki oranın yüzde sekseni geçerli olacaktır. Buradaki ölçüt oransal yüzde değişimi değil, iki reeskont oranı arasındaki puan farkıdır. Fark beş puanın altında kalırsa yıl başında belirlenen yasal faiz oranı yılın ikinci yarısında da uygulanmaya devam edecektir.
Bu sistem nedeniyle aynı alacağa ilişkin faiz hesabında bir takvim yılı içinde iki farklı yasal faiz oranının uygulanması mümkün hâle gelmiştir. Faiz işlemeye devam ederken 1 Temmuz itibarıyla yeni oranın devreye girmesi durumunda hesap, ilgili dönemlere ayrılarak yapılmalıdır. Buna karşılık değişikliğin faiz başlangıç tarihini kendiliğinden değiştirmediği gözden kaçırılmamalıdır; yeni düzenleme esas olarak uygulanacak yıllık oranı belirlemektedir. Faizin hangi tarihten başlayacağı ise borcun hukuki niteliğine, temerrüt hükümlerine ve varsa özel düzenlemelere göre ayrıca tespit edilecektir.
Düzenleme Hangi Borçlara Uygulanacak?
Yeni düzenleme, Türk Borçlar Kanunu veya Türk Ticaret Kanunu uyarınca faiz ödenmesi gereken ancak faiz oranının sözleşmeyle belirlenmediği borç ilişkilerinde uygulanacaktır. Bu nedenle değişiklik yalnızca haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeden doğan alacaklarla sınırlı değildir; sözleşmeden kaynaklanan bir borçta faiz ödenmesi gerektiği hâlde taraflar oranı kararlaştırmamışsa da yeni yasal faiz oranı esas alınacaktır. Buna karşılık tarafların geçerli biçimde belirlediği akdî faiz oranı, kural olarak yeni sistem tarafından kendiliğinden değiştirilmez. Özel kanunlarda farklı bir faiz oranı öngörülmesi hâlinde ise ilgili özel hükmün ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca alacak davası sırasında talep edilen faiz oranı da taraflar bakımından bağlayıcı olabilecektir.
Kanuni faiz ile temerrüt faizi de birbirinden ayrılmalıdır. Kanuni faiz, faiz ödeme borcunun bulunduğu ancak oranın belirlenmediği durumlarda uygulanırken temerrüt faizi, para borcunun zamanında ödenmemesinin sonucudur. Bununla birlikte 3095 sayılı Kanun’un 2. maddesi, sözleşmeyle aksi kararlaştırılmadıkça temerrüt faizini 1. maddede belirlenen orana bağladığından, reeskont esaslı yeni oran temerrüt faizi hesabını da dolaylı olarak etkileyecektir. Ticari işlerde uygulanabilecek daha yüksek temerrüt faizi, yabancı para borçları ve taraflarca kararlaştırılan faiz oranları bakımından ise dosyanın hukuki niteliği ayrıca incelenmelidir.
Yürürlük ve Geçiş Dönemi
7589 sayılı Kanun’un yasal faize ilişkin 10. maddesi, Kanun’un yürürlük hükmü uyarınca 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Düzenlemede, 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesinde yapılan değişiklik için ayrıca özel bir geçiş hükmüne yer verilmemiştir. Bu nedenle yeni oran, kural olarak yürürlük tarihinden sonra işleyecek faiz dönemleri bakımından uygulanacaktır. Faiz alacağının dayandığı borcun, davanın veya icra takibinin daha önce doğmuş olması tek başına yeni sistemin uygulanmasını engellemez; belirleyici olan faizin hangi döneme ilişkin hesaplandığıdır.
31 Temmuz 2026’dan önce işlemiş faizlerin yeni reeskont esaslı oran üzerinden geriye dönük olarak yeniden hesaplanması ise söz konusu değildir. Yürürlük tarihinden önceki dönem, o tarihte geçerli bulunan oran üzerinden; sonraki dönem ise yeni hükme göre belirlenecek oran üzerinden hesaplanmalıdır. Ayrıca 30 Haziran reeskont oranının kanunda öngörülen ölçüde değişmesi hâlinde, yılın ikinci yarısı için faiz hesabının yeniden dönemlere ayrılması gerekebilir. Bu yapı, özellikle uzun süredir devam eden dava ve icra dosyalarında tek oran üzerinden hesap yapılmasını güçleştirecek; alacağın başlangıç tarihi, faiz türü ve her dönemde geçerli oran ayrı ayrı incelenecektir.
Reeskont oranına bağlı yeni sistem, yasal faizin ekonomik koşullara uyumunu güçlendirmeyi amaçlamakla birlikte faiz hesabını daha teknik hâle getirmiştir. Sözleşmede kararlaştırılan faiz, kanuni faiz ve temerrüt faizi birbirine karıştırılmadan; hesabın her dönem için geçerli hukuki dayanak ve oran üzerinden kurulması gerekir. Yasal faiz değişikliğinin somut bir alacağa veya devam eden dosyaya etkisinin belirlenmesi için borcun hukuki niteliğinin ve faiz dönemlerinin birlikte değerlendirilmesi uygun olacaktır.
Konu hakkındaki sorularınız ve hukuki yardım için info@paldimoglu.av.tr üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
