Vergi Hukuku
Vergilendirme, Türkiye’de kamu hizmetlerinin finansmanını sağlayan temel mekanizmalardan biridir. Türkiye’de vergilendirme sistemi, bireylerin ve kurumların elde ettikleri gelirler, yaptıkları harcamalar ve sahip oldukları mal varlıkları üzerinden farklı vergi türleri uygulanmasına dayanır. Bu sistem, hem doğrudan hem de dolaylı vergiler aracılığıyla devlet bütçesine kaynak yaratmayı amaçlar.
Türkiye vergi oranları ve vergilerin kapsamı, verginin türüne göre değişiklik göstermektedir. Gelir üzerinden alınan vergiler ile harcama üzerinden alınan vergiler arasında hukuki ve teknik açıdan önemli farklar bulunmaktadır. Bu makalede, Türkiye’de vergiler, vergi türleri ve temel vergilendirme mantığı genel hatlarıyla ele alınmaktadır.
Türkiye’de Vergilendirme Sistemi
Türkiye’de vergilendirme, Anayasa’da yer alan mali güce göre vergilendirme ilkesi doğrultusunda düzenlenmiştir. Bu kapsamda herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere mali gücü oranında vergi ödemekle yükümlüdür. Vergilerin türü, matrahı, oranı ve tahsil usulleri ilgili vergi kanunları ile belirlenmektedir.
Uygulamada Türkiye’de vergi sistemi, başlıca üç ana grupta incelenir: gelir üzerinden alınan vergiler, harcamalar üzerinden alınan vergiler ve servet üzerinden alınan vergiler. Bu ayrım, Türkiye’de vergilerin hangi ekonomik unsur üzerinden alındığını göstermesi bakımından önem taşır.
Gelir Üzerinden Alınan Vergiler
Gelir Vergisi
Gelir vergisi, gerçek kişilerin bir takvim yılı içinde elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden alınan bir vergidir. Ücret gelirleri, kira gelirleri ve serbest meslek kazançları bu verginin kapsamına girer. Vergilendirme, artan oranlı tarife esasına göre yapılır.
Gelir vergisinin hesaplanmasında elde edilen gelirin türü ve beyan şekli belirleyici olup, her gelir türü için farklı vergilendirme usulleri uygulanmaktadır.
Kurumlar Vergisi
Kurumlar vergisi, Türkiye'de kurulan şirketlerin elde ettikleri kazançlar üzerinden alınan bir vergidir. Kurumlar vergisi nedir sorusu, özellikle ticari faaliyet yürüten yapılar açısından sıkça gündeme gelmektedir. Vergi, hesap döneminde elde edilen safi kazanç üzerinden uygulanır.
Uygulamada kurumlar vergisi oranı ve kurumlar vergisi ödeme zamanı, ilgili mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Verginin doğru hesaplanması ve zamanında ödenmesi, vergisel uyuşmazlıkların önlenmesi açısından önemlidir.
Harcamalar Üzerinden Alınan Vergiler
Katma Değer Vergisi (KDV)
KDV nedir sorusu, Türkiye’de en yaygın uygulanan dolaylı vergilerden biri olması nedeniyle sıklıkla sorulmaktadır. Katma Değer Vergisi, mal teslimi ve hizmet ifası üzerinden alınan bir vergidir ve nihai tüketici tarafından taşınır.
Uygulamada KDV nasıl hesaplanır konusu önem taşır. Hesaplanan KDV ile indirilecek KDV arasındaki fark, ödenecek vergi tutarını oluşturur. Ayrıca KDV tevkifatı nedir sorusu, belirli işlemlerde verginin alıcı tarafından kısmen veya tamamen sorumlu sıfatıyla ödenmesini ifade eder.
Türkiye’de Vergi Oranları 2026
Türkiye’de vergilendirme sistemi kapsamında uygulanan vergi oranları, verginin türüne göre farklılık göstermektedir. Türkiye vergi oranları özellikle Türkiye'de şirket kurmak isteyen kişiler tarafından merak edilmektedir. Bu vergiler; gelir üzerinden alınan vergiler, harcamalar üzerinden alınan vergiler ve kurum kazançları üzerinden alınan vergiler olarak sınıflandırılabilir.
Aşağıda, uygulamada en sık karşılaşılan Türk vergi oranları açık şekilde yer almaktadır:
Gelir Vergisi Oranları
Gelir vergisi, gerçek kişilerin bir takvim yılı içerisinde elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden alınan temel vergilerden biridir. Türkiye’de gelir vergisi, artan oranlı tarife esasına dayanmakta olup, elde edilen gelirin tutarı yükseldikçe uygulanan gelir vergisi oranı da kademeli olarak artmaktadır. Bu sistem, vergilendirmede mali güce göre vergilendirme ilkesinin bir yansımasıdır.
2026 yılı itibarıyla gelir vergisi oranları, aşağıdaki dilimler üzerinden uygulanmaktadır: %15, %20, %27, %35 ve %40. Vergi dilimleri, her yıl yeniden değerleme oranı dikkate alınarak güncellenmekte ve böylece enflasyonun vergilendirme üzerindeki etkisinin dengelenmesi amaçlanmaktadır. Bu nedenle gelir vergisi uygulamasında yalnızca oranların değil, ilgili yıl için geçerli olan dilim tutarlarının da birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kurumlar Vergisi Oranı
Kurumlar vergisi oranı, kurumlar vergisine tabi mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kazanç üzerinden uygulanan vergi oranını ifade eder. Türkiye’de kurumlar vergisi, kazancın elde edilme şekline değil, hesap dönemi sonunda ortaya çıkan ticari bilanço kârının vergisel düzeltmeler sonrası ulaştığı tutara göre hesaplanır. Güncel mevzuata göre kurumlar vergisi oranı %25 olarak uygulanmakta olup, bu oran kurum kazancının tamamı üzerinden hesaplanan temel vergiyi oluşturur. Vergilendirme sürecinde, istisna ve indirimler uygulanmadan önce belirlenen ticari kâr esas alınmakta; Vergi Usul Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu hükümleri doğrultusunda yapılan ekleme ve indirimlerle vergi matrahı tespit edilmektedir. Bu nedenle kurumlar vergisi oranı, tek başına değerlendirilmesi yeterli olmayan; matrahın nasıl oluştuğu, hangi kazançların vergilendirildiği ve hangi istisnaların uygulandığı ile birlikte ele alınması gereken bir kavramdır. Ayrıca geçici vergi dönemlerinde de aynı oran esas alınarak hesaplama yapılması, Türkiye’de vergilendirme sisteminde kurum kazançlarının yıl içinde düzenli olarak izlenmesini ve vergisel yükümlülüklerin dönemsel olarak yerine getirilmesini amaçlamaktadır.
Asgari Kurumlar Vergisi Nedir?
Asgari kurumlar vergisi, kurumlar vergisine tabi mükelleflerin, belirli istisna ve indirimleri uygulamış olsalar dahi, asgari bir tutarın altında kurumlar vergisi ödememelerini amaçlayan bir vergilendirme mekanizmasıdır. Bu uygulama ile, matrahı düşüren istisna ve indirimler nedeniyle fiilen hiç vergi ödenmemesi ya da çok düşük vergi ödenmesi durumlarının önüne geçilmesi hedeflenmiştir.
Bu çerçevede asgari kurumlar vergisi nedir sorusu, özellikle vergi matrahı çeşitli istisna ve indirimlerle azalan kurumlar bakımından önem taşımaktadır. Uygulama, vergi güvenliğini artırmayı ve kurum kazançlarının belirli bir düzeyde vergilendirilmesini sağlamayı amaçlamaktadır.
Katma Değer Vergisi (KDV) Oranları
Katma Değer Vergisi (KDV), Türkiye’de mal teslimleri ve hizmet ifaları üzerinden alınan dolaylı bir vergi olup, verginin nihai yükü tüketici üzerinde kalmaktadır. Türkiye’de KDV oranları, teslim edilen malın veya sunulan hizmetin niteliğine göre farklılaştırılmıştır ve bu durum vergilendirmede sektör bazlı bir ayrım yapılmasına imkân tanımaktadır.
Uygulamada KDV oranları üç ana grupta toplanmaktadır. %1 KDV, temel gıda maddeleri ve bazı tarımsal ürünler için uygulanırken; %10 KDV, konaklama hizmetleri, yeme-içme faaliyetleri ve belirli hizmet türleri bakımından öngörülmüştür. Bunların dışında kalan mal ve hizmet teslimlerinin büyük çoğunluğu ise %20 KDV oranına tabidir. Bu nedenle %20 KDV, Türkiye’de en yaygın uygulanan genel KDV oranı niteliğindedir ve ticari hayatta en sık karşılaşılan vergilendirme oranını oluşturmaktadır.
KDV Tevkifatı
KDV tevkifatı, belirli mal teslimi ve hizmet ifalarında hesaplanan KDV’nin tamamının ya da belirli bir kısmının, satıcı yerine alıcı tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilerek ödenmesini ifade eden özel bir vergilendirme usulüdür. Bu uygulama, verginin zamanında ve eksiksiz tahsil edilmesini sağlamak amacıyla Türkiye’de vergilendirme sisteminde istisnai bir yöntem olarak öngörülmüştür.
KDV tevkifatı oranları, yapılan işlemin türüne göre değişiklik göstermekte olup, mevzuatta açıkça belirlenen işlemler bakımından uygulanmaktadır. Uygulamada en sık karşılaşılan KDV tevkifatı oranları arasında 2/10, 5/10, 7/10 ve 9/10 yer almaktadır. Tevkifat uygulaması, özellikle hizmet alımlarında yaygın olup; bu işlemlerde hesaplanan KDV’nin belirli bir bölümü alıcı tarafından, kalan kısmı ise satıcı tarafından beyan edilmektedir. Bu yönüyle KDV tevkifatı, klasik KDV sisteminden farklı ve çift taraflı beyan esasına dayanan bir mekanizma niteliği taşımaktadır.
Stopaj (Kaynakta Kesinti) Oranları
Stopaj, bir gelir unsurunun elde edilmesi sırasında, verginin doğrudan gelir sahibine ödenmeden önce kaynağında kesilerek vergi idaresine aktarılmasını ifade eden bir vergilendirme yöntemidir. Türkiye’de stopaj, özellikle süreklilik arz eden ödemelerde verginin tahsil güvenliğini sağlamak amacıyla uygulanmaktadır. Stopaj uygulamasında verginin mükellefi ile vergiyi fiilen ödeyen kişi farklı olabilir; ödemeyi yapan taraf, vergiyi keserek sorumlu sıfatıyla beyan eder.
Uygulamada stopaj oranları, ödemenin türüne göre değişiklik göstermektedir. Ücret ödemelerinde ücret stopajı, gelir vergisi tarifesine göre artan oranlı olarak uygulanır. Taşınmaz kiralamalarına ilişkin ödemelerde kira stopajı %20 oranındadır. Serbest meslek faaliyeti karşılığında yapılan ödemelerde ise serbest meslek stopajı %20 olarak uygulanmaktadır. Bu yönüyle stopaj, Türkiye’de vergilendirme sisteminin en yaygın kullanılan tahsil yöntemlerinden biridir.
Türkiye’de Vergi Oranları 2026 Tablosu
Türkiye’de vergi oranları 2026 itibarıyla, önceki yıllarda uygulanan temel vergilendirme yapısını büyük ölçüde korumakta olup, vergi türlerine göre farklı oranlar esas alınmaktadır. Gelir vergisi, artan oranlı tarife sistemiyle %15’ten başlayarak %40’a kadar yükselirken; kurumlar vergisi oranı %25 olarak uygulanmaktadır. Katma Değer Vergisi (KDV) bakımından genel oran %20 KDV olup, belirli mal ve hizmetler için %1 KDV ve %10 KDV gibi indirimli oranlar öngörülmektedir. Stopaj oranları ise ödemenin niteliğine göre değişmekte; kira ve serbest meslek ödemelerinde %20 stopaj temel oran olarak uygulanmaktadır. Bu oranlar, Türkiye’de vergilendirme sisteminin 2026 yılı itibarıyla genel çerçevesini oluşturmaktadır.
| Vergi Türü | Uygulanan Oran |
|---|---|
| Gelir Vergisi | %15 – %40 (artan oranlı) |
| Kurumlar Vergisi | %25 |
| KDV (Genel Oran) | %20 |
| KDV (İndirimli Oranlar) | %1 / %10 |
| Kira Stopajı | %20 |
| Serbest Meslek Stopajı | %20 |
| KDV Tevkifatı | 2/10 – 9/10 (işleme göre) |
Vergi Davaları ve Hukuki Uyuşmazlıklar
Vergi davaları, vergi idaresi tarafından tesis edilen vergilendirme işlemlerinin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetlenmesini sağlayan dava türleridir. Türkiye’de vergi davaları, vergi aslına, vergi cezalarına, gecikme faizlerine veya usule ilişkin işlemlere karşı açılabilmektedir. Bu davalar, mükelleflerin vergilendirme sürecinde sahip oldukları hukuki güvencelerin en önemli unsurlarından biridir.
Uygulamada vergi uyuşmazlıkları, çoğunlukla vergi incelemeleri sonucunda yapılan tarhiyatlar, gider reddi işlemleri, KDV indiriminin kabul edilmemesi veya usulsüzlük cezaları nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Vergi idaresinin yaptığı her işlem hukuka uygunluk denetimine tabidir ve bu denetim vergi mahkemeleri aracılığıyla gerçekleştirilir. Bu nedenle vergi davası, yalnızca maddi vergi borcuna değil, aynı zamanda idarenin usule uygun davranıp davranmadığına da odaklanır.
Vergi davalarının kendine özgü süreleri, usul kuralları ve ispat rejimi bulunmaktadır. Sürelerin kaçırılması veya yanlış dava türüyle başvuru yapılması, hak kaybına yol açabilmektedir. Bu noktada vergi hukuku alanında uzman bir avukatla sürecin yürütülmesi, davanın sağlıklı şekilde ilerlemesi açısından kritik önem taşır. Vergi davaları, yalnızca dava açma aşamasıyla sınırlı olmayıp; tarhiyat öncesi uzlaşma, tarhiyat sonrası uzlaşma ve diğer idari başvuru yollarının doğru değerlendirilmesini de gerektirir.
Vergilendirme işlemlerine karşı açılacak davalarda doğru hukuki stratejinin belirlenmesi, uyuşmazlığın niteliğine göre hangi yolun izleneceğinin tespiti ve savunmanın teknik gerekçelerle hazırlanması büyük önem taşır. Vergi davaları, çoğu zaman ciddi mali sonuçlar doğurduğundan, sürecin başından itibaren profesyonel hukuki destek alınması, hem risklerin azaltılması hem de hak kayıplarının önlenmesi bakımından belirleyici olmaktadır.
Hizmetlerimiz
Vergi hukuku, teknik bilgi ve uygulama deneyimi gerektiren, hataya yer bırakmayan bir alandır. Vergilendirme sürecinin herhangi bir aşamasında yapılan yanlışlıklar, yüksek tutarlı vergi ve ceza yükleriyle karşılaşılmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle vergisel işlemlerin yalnızca muhasebe boyutuyla değil, hukuki yönüyle de değerlendirilmesi büyük önem taşır.
Bu kapsamda sunduğumuz vergi hukuku hizmetleri, hem önleyici danışmanlık hem de uyuşmazlık çözümü odaklı olarak yürütülmektedir. Vergi mevzuatının doğru uygulanması, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun denetlenmesi ve vergi uyuşmazlıklarında mükellef haklarının etkin şekilde korunması temel yaklaşımımızdır.
Vergi Hukuku Kapsamında Sunduğumuz Başlıca Hizmetler
- Vergisel yükümlülüklerin hukuki açıdan değerlendirilmesi
- Vergi incelemeleri sürecinde savunma ve hukuki destek
- Vergi aslı, vergi cezası ve usulsüzlük cezalarına karşı vergi davalarının takibi
- Tarhiyat öncesi ve tarhiyat sonrası uzlaşma süreçlerinin yürütülmesi
- KDV, stopaj ve kurumlar vergisine ilişkin uyuşmazlıklarda hukuki görüş ve temsil
- Asgari kurumlar vergisi ve vergi uygulamalarına ilişkin hukuki analizler
Vergi hukukunda doğru strateji, çoğu zaman uyuşmazlık ortaya çıkmadan önce atılan adımlarla belirlenir. Bu nedenle vergisel risklerin erken aşamada tespit edilmesi ve hukuki zeminde yönetilmesi, uzun vadede ciddi mali avantajlar sağlayabilmektedir.
Vergi idaresi ile yaşanan uyuşmazlıklarda veya vergisel yükümlülüklerin hukuki boyutunun netleştirilmesi gereken durumlarda, profesyonel hukuki destek alınması sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından belirleyici olmaktadır.
Konu hakkındaki sorularınız ve profesyonel destek almak için info@paldimoglu.av.tr veya telefon numaramız üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Danışmanlık almak ve hukuki sürecinizde nasıl bir fark yaratabileceğimizi keşfetmek için bize hemen ulaşın.
