Taraflar birbirlerine karşı bir şey vermeyi veya yapmayı üstlendiklerinde aralarında borç ilişkisi doğar. Fakat, beklentiler ve gerçekler her zaman birbirini tutmaz ve borçlular borçlarını kimi zaman yerine getirmez. Para, hizmet veya mal borcunun tarafların üstlendikleri yükümlülüklere uygun olarak yerine getirilmesi için alacak tahsili gündeme gelir. Borcun para borcu olduğu durumlarda, borçlu muhtemelen başkalarına olan borçlarını da ödememektedir ve alacaklısı borcunu tahsil edebilmek için zamanla yarışmaktadır. Bu yazımızda icra yoluyla alacak tahsili, alacak davası ve diğer tahsilat yolları incelenecek ve sıkça sorulan sorulara yanıt verilecektir.

İcra Yoluyla Alacak Tahsili

Türkiye’de alacak tahsile denince akla gelen ilk yol, icra yoluyla alacak tahsilidir. İcraya başvurabilmek için alacaklının elinde bir belge olması gerekmese de borçlunun itirazı ile karşılaşan alacaklı alacağını kanıtlamak için delile ihtiyaç duyacaktır. Deliller çek ve bono gibi kıymetli evrak olabileceği gibi kira ilişkisinin varlığını gösteren kira sözleşmesi veya banka dekontları gibi belgeler de olabilir.

Elinde belge bulunan ve alacağını kanıtlayabilecek olan alacaklı icra dairesine başvuruda bulunarak alacağın tahsilini ister. Alacak bir belgeye dayanıyorsa tarafların icra takibine taraf olup olamayacakları incelenir. Ek olarak takibin kanunda belirlenen şartları da taşıması gerekmektedir. Örneğin, ölmüş olan bir kişiye icra takibi yapılamayacağı için vefat eden kişinin mirasçıları takibin tarafı olacaktır. Takip talebinin kanunda yazılı şartları taşıdığına kanaat getiren icra müdürü ödeme emri düzenleyerek borçluya tebliğ ettirir.

Ödeme emrini alan borçlu 7 gün içerisinde takibe itiraz edebilir. İtiraz edilmezse takip kesinleşir ve borçlunun mallarına haciz konulabilir ve alacağın karşılanması adına mallar satılabilir. Borçlunun itirazı durumunda alacaklı bu itirazı gidermek için mahkemeye başvurur ve itiraz giderilirse borçlunun malları haczedilebilir. İcra yoluyla talep edilen alacak bir mahkeme veya hakem kararına dayanıyorsa borçlunun itirazı sınırlı olarak incelenir.

Alacak Davası Yoluyla Alacak Tahsili

Türkiye’de alacak tahsili için izlenebilecek bir diğer yol dava yoludur. Mahkeme kararına dayanmadan icra takibi yapmak istemeyen veya alacağın miktarı ve mevcudiyeti hakkında şüpheleri bulunan alacaklı, icra takibi yerine dava yoluna da başvurabilir. Bu durumda alacaklı, dava dilekçesini ve delillerini mahkemeye sunacaktır. Mahkeme belgeleri inceledikten ve davanın kanuni şartlarına taşıdığına kanaat getirdikten sonra dava dilekçesini ve eklerini davalı tarafa tebliğ ettirir ve davalının elindeki belgelerle davaya cevap vermesini talep eder. Davalı taraf, bunun üzerine cevap dilekçesini hazırlar ve mahkemeye sunar. Uyuşmazlık basit yargılama usulüne tabi ise dilekçeler aşaması birer dilekçeden oluşur. Uyuşmazlığın yazılı yargılama usulüne tabi olduğu durumlarda tarafların ikişer dilekçe sunma hakkı vardır.

Dilekçeler aşamasından sonra yargılamanın esasına geçilir, tarafların talep ettiği deliller toplanır. Bu aşamada keşif yapılır, bilirkişi raporları çıkar ve yargılama sonucunda hâkim kararını verir. Karar istinaf ve/veya temyiz edilebilir. Kararı alan alacaklı, alacağın tahsili için karşı tarafla iletişime geçebileceği gibi kararın icrası için icra dairesi marifetiyle de alacağına kavuşabilir.

Alacak Tahsilinde Diğer Yollar

Dava ve icra yoluyla alacak tahsili dışında alacaklının başvurabileceği başka yollar da mevcuttur. Bu yollar, tahkim ve arabuluculuk gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri olabileceği gibi alacağın devri de olabilir.

Tahkim Yoluyla Alacak Tahsili

Taraflar, uyuşmazlık doğmadan önce tahkim yoluna gidileceğini düzenleyebilecekleri gibi uyuşmazlık çıktıktan sonra da tahkim yoluyla çözüm yolunu seçebilir. Tahkim yolunun seçilmesi mevcut sözleşemeye ek tahkim şartı veya ayrı bir tahkim sözleşmesi ile yapılabilir. Herhangi bir sözleşme olmaksızın doğrudan tahkime başvurulması bir diğer seçenek olsa da karşı tarafın itirazı olması durumunda uyuşmazlık tahkim yoluyla çözülemeyecektir.

Tahkim sürecinde taraflar dilekçelerini ve delillerini hakem heyetine sunar. Hakemler tarafından belgeler incelenir ve taraflar sözlü yargılama için belirlenen yere davet edilir. Tahkim klasik devlet yargısına göre daha hızlı bir çözüm yöntemi olduğu için kısa sürede uyuşmazlık çözülür. Tahkim kararının icrası için mahkemeden icra edilebilirlik şerhi alınır ve daha sonra hakem kararı tıpkı mahkeme kararı gibi icraya konulabilir.

Arabuluculuk Yoluyla Alacak Tahsili

Arabuluculuk düzenlemeleri sürekli genişlemekte ve değişik uyuşmazlık yöntemleri de zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmaktadır. İster zorunlu, ister ihtiyari olsun arabuluculuk yöntemi ile de alacak tahsil edilebilir. Şöyle ki taraflar arabulucuya başvurur ve arabulucu tarafların birbirleriyle diyalog kurmasına yardımcı olur. Diyalog hâlindeki taraflar ödeme miktarında, süresinde, yönteminde anlaşabilir ve anlaşma hâlinde uyuşmazlık çözümlenir. Anlaşan taraflar, muhtemelen aralarındaki anlaşmaya sadık kalacaklardır. Anlaşmaya uyulmaması durumunda ise alacaklı icra edilebilirlik şerhi alınması üzerine icra dairesine başvurarak tıpkı mahkeme kararı gibi arabuluculuk anlaşma tutanağını da icraya koyabilir.

Alacağın Devri Yoluyla Alacak Tahsili

Alacağın devri, alacaklının borçludan olan alacaklarını belirli bir tutara karşılık olarak üçüncü bir kişiye devretmesidir. Burada amaç, alacağın üçüncü kişiye devredilmesiyle alacağın bir kısmının alacaklı tarafından hızlıca tahsilini sağlamaktadır. Bu yöntemle alacaklı, borçludan alacağını tahsil etmeye çalışmak için hukuki süreç başlatmaz. Fakat bu yöntemin bir dezavantajı vardır ve alacaklı alacağının belirli bir miktarından vazgeçmektedir. Örneğin 100.000-TL alacağı olan alacaklı, alacağının tamamını 50.000-TL’ye üçüncü kişiye devretmekte ve alacaklının o alacağı borçludan talep etme hakkı sona ermektedir. Alacağı devralan üçüncü kişi ise devredilen alacak miktarının tamamı üzerinden borçlu hakkında yasal sürece başlayabilecektir. Borçlu alacağın devredilmesine karşı çıkamayacak ve alacağı devralan kişiye karşı borcunu yerine getirecektir. Tabii ki alacaklıya karşı sürebileceği itirazları üçüncü kişiye karşı da ileri sürebilecektir. Alacağın devrinin yazılı bir sözleşmeyle yapılması gerekmekte olup aksi durumda devir geçersiz sayılmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Alacak tahsil süresi nasıl hesaplanır?
Alacak tahsil süresi, tarafların alacak tahsili için seçtiği yönteme göre değişir. Gerekli hamleleri zamanında yapan, bilgiden etkin bir şekilde yararlanan ve fırsatları gören bir alacaklının alacak tahsil süresini kısaltacağı konusunda şüphe yoktur.
Alacak tahsili nasıl yapılır?
Alacak tahsili için icra yoluna başvurulabileceği gibi mahkeme, tahkim ve arabuluculuk gibi kurumlara da başvurulabilir. Dostane çözüm yöntemleri de başvurulabilecek yollar arasındadır.  
Alacak davasını kimler açabilir?
Alacak davasını, alacaklı ve alacaklının mirasçıları açabilir. Alacaklı alacağını devrettiyse alacağı devralan kişi veya kurumlar da alacak davası açabilir.
Türkiye'de alacak tahsili için en iyi yöntem nedir?
Alacak tahsilinde hangi yöntemin tercih edileceği, duruma ve tarafların özel koşullarına bağlıdır. Her yolun avantajları ve dezavantajları vardır. Önemli olan, alacak tahsilinin hızlı, etkili, adil ve hukuki yollarla gerçekleşmesini sağlamaktır. Alacak tahsilinde doğru yolu seçmek, haklarınızı korumak ve size en uygun çözümü bulmak için mutlaka bir avukata danışın ve alacaklarınızı hukuki yoldan tahsil edin.  

SONUÇ

Alacak tahsili, Türkiye'de borç ilişkilerinin yönetilmesinde başvurulması gereken önemli bir süreçtir ve farklı yollarla gerçekleştirilebilir. İcra yoluyla alacak tahsili, en sık başvurulan yöntemlerden biridir. Alacaklının elinde belge bulunsa da bulunmasa da bu yola başvurulabilir. Fakat borçlu tarafın itirazı durumunda itirazın giderilmesi için delil gerekebilir. İcra müdürü, kanunda belirtilen şartları taşıyan talepleri inceleyerek ödeme emri düzenler. Borçlu, bu emre 7 gün içinde itiraz edebilir. İtiraz edilmezse takip kesinleşir ve mallar haczedilip satılabilir. Alternatif olarak, alacak davası açmak da mümkündür. Mahkeme kararına dayanmadan icra takibi yapmak istemeyen veya alacağın miktarı hakkında şüpheleri olan alacaklılar bu yolu tercih edebilirler. Dava süreci, dilekçeler aşaması, delillerin toplanması, yargılama ve karar aşamalarını içerir.

Tahkim ve arabuluculuk gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri de başvurulabilecek yollar arasında bulunmaktadır. Taraflar, anlaşmazlıklarını bu yollarla dostane bir biçimde çözebilirler. Tahkim, hızlı bir çözüm sağlar ve kararın icrası için mahkemeden şerh almak gerekir. Arabuluculuk ise diyalog yoluyla taraflar arasında anlaşma sağlamaya odaklıdır.

Alacağın devri de başvurulacak seçenekler arasındadır. Alacaklı, alacağını belirli bir tutar karşılığında üçüncü bir kişiye devredebilir ve bundan sonra üçüncü kişi alacaklı konumuna gelir. Bu, hızlı bir tahsilat yöntemi olsa da alacağın belirli bir miktarından vazgeçmeyi gerektirir.

Konu hakkındaki sorularınız ve hukuki yardım için info@paldimoglu.av.tr üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Yorum Yaz